Ay Isigi Kirmizi Turuncu Yesil Mavi Mor Gri Siyah
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
anasayfa yardim giris kayit
  Dagistanlilar Forumu > Dağıstan > Dağıstan diasporası > SURİYE'DE KAFKAS DİYASPORASI
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: SURİYE'DE KAFKAS DİYASPORASI  (Okunma Sayısı 1004 defa)
23 Ağustos 2008, 04:26:11
Üye Bilgileri
camav
datssi
******
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 516
Nerden:

Offline
« :»

SURİYE KAFKAS DİASPORASI
Suriye’ye İlk Çerkes Yerleşimleri

19. yüzyılın 60’lı yıllarının ortalarında Suriye’nin kuzeyine gelen ilk Çerkes grupları, Halep Vilayeti’ne bağlı Maraş Sancağı topraklarına yerleşti. Çerkeslere, Osmanlı hükümetine karşı sık sık ayaklanan Zeytun bölgesinin kontrolünü sağlama görevi verilmişti.
Sonra gelen bin kişilik grup, Çerkez lider Jölen Bey başkanlığında 1872 yılında Kafkasya’dan Samsun’a, oradan Kayseri Uzunyayla’ya, oradan da Hama ve Humus şehirleri civarına ve Havran Sancağı sınırları içindeki Golan Tepeleri’ne yerleştirildi. Golan bölgesinin ismini bu Jölen Bey’den aldığı söylenir.

Rumeli Çerkesleri

Çerkeslerin Suriye’ye asıl göç dalgası, başta Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarından olmak üzere 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı yıllarında başladı. Kafkasya’dan toplu göç yıllarında çok sayıda Çerkes bugünkü Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Kıbrıs ve Girit adalarına yerleştirilmişti. Rus Çarlığı’nın resmi istatistiki verilerine göre 1876’da Balkanlarda 150.000’den fazla Çerkes yaşıyordu. Bunlardan 90.000’e yakını Bulgaristan’daydı. Çerkesler bu bölgeye Osmanlı Hükümeti tarafından Hıristiyan halkların ulusal-kurtuluş hareketleriyle mücadele etmek amacıyla yerleştirilmişlerdi. Nisan 1876’da Bulgaristan’da çıkan ayaklanmada ve Osmanlı-Rus Savaşı sırasında düzensiz Çerkes süvarileri, Osmanlı Ordusu’nun en iyi birliklerinden biri olarak cephenin en sıcak yerlerinde saf tuttular.
Aralık 1876 - Ocak 1877’de İstanbul’da yapılan Avrupa Devletleri Konferansı’nda Çerkeslerin Balkanlardan göç ettirilerek, İmparatorluğun Asya vilayetlerine yerleştirilmesi düşüncesi ortaya atıldı.
Rus Ordusu’nun saldırısıyla Çerkesler köylerini terk ettiler ve Osmanlı Ordusu’nun geri çekilen birlikleriyle birlikte yollara düştüler.

2. Sürgün

Ağustos 1878’de Flipopol’de toplanan Rus Komutanlığı Konseyi Çerkesler dışında evlerini terk eden bütün Müslümanlara Bulgaristan’a geri dönebilmek hakkının tanınması kararını aldı. Bu zamana kadar Bulgaristan’ı terk etme fırsatıı bulamayan Çerkesler ise yerel yönetimlerin tasarrufuyla Bulgaristan Prensliği sınırları dışına yerleştirilecekti. San Stefan ve Berlin Barış antlaşmaları kararlarında, ‘Balkanlardan göç etmek zorunda kalan Çerkesler’ sorunu bir kenara bırakıldı. Sadece Sultan’ın sınır garnizonlarında Çerkes düzensiz birliklerini kullanmamakla yükümlü olduğu karara bağlandı. Böylece Çerkes göçmenler ikinci kez, hem bu devletler, hem de Osmanlı İmparatorluğu tarafından bundan sonraki yaşamlarını kurmak için her türlü hak ve garantiden mahrum bırakıldılar.

İkinci aşamada gelenler ise 22 Ağustos 1878 tarihinde Balkanlar’da yerleşik haldeyken İstanbul ve Selanik’te toplanan, ardından Suriye’ye gönderilen bin 200 dolayındaki Çerkez idi.
Öncellikle Beyrut, Trablus, Şam ve İskenderun’a gelen bu grup bir süre sonra daha önce gelenler gibi Hama ve Humus’a yerleştirildi. Bu göçmenleri art arda yeni kafileler izledi ve o dönemde Suriye’deki Çerkezlerin sayısı 70 bini buldu. 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı’nın bitmesinden sonra Kuzey Kafkasya’dan göç, Terek Bölgesi, Abhazya ve Dağıstan’daki antikolonyalist ayaklanma nedeniyle iyice arttı. Bu göçmenlerin bir kısmı Suriye ve Filistin’e yollandı.
1878 ilkbaharından başlayarak iki yıl boyunca Suriye kıyılarına, düzenli olarak Balkanlardan ve Kafkasya’dan gelen Çerkes göçmenleri taşıyan Osmanlı ve Avrupa gemileri yanaştı. Göç son derece zor koşullarda gerçekleşiyordu. Göçmenler kıyıya çıktıktan sonra sürekli olarak yerleşecekleri bir yer verilmesini bekleyerek açık havada yatıp kalkıyorlardı. Binlerce Çerkes açlıktan ve bir türlü yakalarını bırakmayan bulaşıcı hastalıklardan öldü. Avrupalı elçilerin Çerkes göçünün korkunçluğunu anlatan çok sayıda yayınlanmış ve yayınlanmamış anıları vardır.
Çerkeslerin Kuzey Kafkasya’dan Suriye’ye göçü küçük ölçülerde de olsa 20. yüzyılın 20’li yılları başına kadar sürmüştür.

Suriye’de Tutunma Mücadelesi

Çerkesler yoğun olarak Golan Tepelerine, Mavera-i Ürdün’e (Trans-Ürdün), Hama, Humus ve Halep kentlerinin yakınlarına yerleştiler. Kurdukları Amman, Ceraş, Kuneytra ve Mumbuc köyleri zamanla büyüyerek kentlere dönüştü.
Suriye’ye göç eden Çerkeslerin sayısını tam olarak belirlemek zordur. 1878-1880 yıllarındaki nakilleri yönetimler tarafından sağlam bir istatistik kaydı tutulmadan gerçekleşti. Çerkeslerin kendileri de istatistik kaydı tutacak durumda değildiler. Üstelik Balkanlar’dan ikinci göç döneminde önemli bir bölümü ölmüştü. Şam ve Beyrut’taki Rus elçiliklerinin verilerine göre, 1878-1880 yıllarında Suriye’ye göç eden Çerkeslerin sayısı 40.000-50.000 arasında değişmektedir.

Tarihçi Çerkes İzzet Aydemir, yaptığı araştırmalara dayanarak anılan dönemde Suriye’ye 70.000 kadar Çerkesin yerleştiğini kabul etmektedir.

Suriye’de sağlam istatistiki veriler, Mavera-i Ürdün’de 1920’de Fransa ve İngiltere’nin sömürgeci manda yönetiminin kurulmasından sonra elde edilmiştir. 1935’teki sayıma göre Suriye’de 25.000 kişilik nüfus oluşturan 4039 Çerkes ailesi yaşıyordu. Buna göre bir ailenin 5-8 kişiden oluştuğu görülmektedir.

Mavera-i Ürdün’deki sekiz Çerkes köyünde aynı dönemde 9000 kişi yaşıyordu; bunlardan 850’si Çeçen’di.

Filistin topraklarında (bugünkü İsrail) kurulan iki Çerkes köyünde 30’lu yılların başında 900 nüfus sayılmıştı.
Yönetim, Çerkeslere miri arazi, yani devlet hazinesinden toprak verdi. Dağıtım şu esasa göre yapılıyordu: üç kişiden oluşan aile 70, dört-beş kişilik aile ise 130 dönüm toprak alıyordu. Suriye’ye 1905’te göç eden Anzor ailesinden Kabardey soyluları 600’er dönüm toprak aldılar. Çerkes aileleri toprakları, daha önce ait oldukları toplumsal sınıftan bağımsız olarak, (askerlik hizmeti yapmaları karşılığı) feodal askeri-tımar sistemine göre paylaşıyorlardı.
Çerkes göçmenleri yerleştirildikleri bölgelerin ekonomik gelişimine katkıda bulundular. Daha gelişmiş tarım aletleri, tekerlekli arabalar yapmaya, taş evler ve değirmenler inşa etmeye başladılar. Geleneksel tarım tekniklerini geniş ölçüde uyguladılar ve darı, yulaf gibi yeni bitkiler yetiştirdiler. On yıl boyunca Suriye ve Filistin’de bulunan Rus bilim adamı A.Ruppin şunları yazıyor: Çerkesler Kafkasya’dan gelirken, gelişmiş tarım aletleri alışkanlıklarını, yük arabası (iki yekpare ağaç tekerlekli ve demir çemberli) kullanımını, yulaf ekimini ve ev aletlerindeki büyük bir nizamı da beraberlerinde getirdiler. Ayrıca çalışkandılar; tarlalarını taşlardan temizliyorlar ve gereken çalışmayı yapıyorlardı. Hemen hepsi varlıklı sayılabilecek yaşam düzeyine eriştiler.

Bölgenin Silahlı Gücü Oldular

İlk günlerden itibaren Osmanlı yönetimi Çerkesleri idari ve askeri hizmete, en başta da polis teşkilatına almaya başladı. Amman’da çevre sakinlerinden 300 kişilik bir polis süvari birliği oluşturuldu. Başında Mirza Vasfi bulunuyordu. Çerkes polislerden oluşan bunun gibi süvari bölükleri Kuneytra’da, Halep’te, Ceraş ve Kerak’da yerleşmişti. Bu birliklere halktan vergi toplamak, ana yolları korumak ve en başta da hükümete boyun eğmeyen Bedevi kabileleriyle mücadele etmek gibi görevler verilmişti. Bu kabileler düzenli ordu şemasıyla organize oluyorlar, ustaca silah kullanan kişilerle takviye ediliyorlar ve silahlı kuvvetlerin en iyi birliklerinden birini oluşturuyorlardı. Polis teşkilatındaki hizmet düzenli ordudaki hizmetle bir sayılıyordu. Çerkes birlikleri Dürzilerin ve şehirlilerin isyanlarını bastırmakta kullanılıyordu. Onlar sayesinde Bedevi kabilelerinin tarım bölgelerine baskınları sona erdi ve bu kabilelerin bir kısmı da hükümetin itaati altına sokuldu.
Suriye’nin askeri tarihinde, Osmanlı hizmetinde bulunan birçok yetenekli Çerkes subayın adı geçer. Bunlardan biri de 20. yüzyılın başında Suriye’de bulunan Mareşal Osman Fevzi Paşa’dır.
Suriye Vilayeti polis teşkilatının başında uzun süre Çerkes Hüsrev Paşa bulundu.

Abhaz Muhammet Bek Marşan 20. yüzyıl başında Halep şehri askeri komutanlığı makamındaydı.

Suriye tarihinde, Amman’da bulunan Çerkes Süvari Birliği’nin komutanı General Mirza Vasfi Paşa ve diğer birçoklarının adı geçmektedir.

Arap İsyanında Çerkesler

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk hükümeti Suriye’nin Çerkes bölgelerinde de seferberlik ilan etti ve acemi erler cephelerin en sıcak noktalarına gönderildi. Çerkes Polis Birlikleri askeri komutanlık tarafından Suriye’deki ulaşım yollarının ve yiyecek üslerinin korunmasında kullanıldı.
1916 yılında Mekke Şerifi Hüseyin ve oğlu Faysal İngiltere’nin desteklediği Arap isyanını başlattılar. Osmanlı baskısını üzerlerinde hisseden Suriye Arapları isyanı aktif olarak desteklediler.
Bu bölgedeki Çerkes halkı politik olarak zor bir durumda kaldı. Osmanlı Devleti ile birliğe sadık kalmaları, Çerkesleri Türklerin askeri hizmetlileri olarak gören Arapların düşmanca hareketlerini artırdı. Çerkes köylerinin en yaşlıları o zamanlar Araplarla aralarında sürekli olarak meydana gelen silahlı çatışmaları hatırlıyorlar. Şerif Hüseyin’in ordusu Kuzey Suriye’ye geldiğinde, Çerkes kasabası Mumbuc’un yakınında yaşayan Araplar onlardan Mumbuc’un yıkılıp yağma edilmesini istediler. Arap ordusunun yaklaştığını öğrenen Çerkesler, Mumbucluların Arap isyanını desteklemek arzusunda olduklarını bildiren bir heyet gönderdiler. Bu Çerkeslerin savaş yıllarında Arapların tarafında yer aldığı ilk olaydı. 1920’de Suriye’nin Fransız birlikleri tarafından işgali başlayınca Mumbuclular Araplarla yaptıkları anlaşmaya sadık kalarak Fransızlara karşı silahlı direniş gösterdiler. Fakat motorize birliklerle yaptıkları savaşı kaybettiler.
Mavera-i Ürdün’de de Çerkesler İngiliz birliklerine karşı sert direniş gösterdiler. 1918 Martında General Allenbi’nin 6’ıncı İngiliz Ordusu’nun baskısıyla Türk birlikleri geri çekildi. Çerkes birlikleri İngilizlerle çarpışmaya girdi. Her iki taraftan verilen büyük kayıplardan sonra sayı ve silahça üstün olan İngilizler kazandılar ve Mavera-i Ürdün’ü işgal ettiler.
Nisan 1920’de San Remo’da yapılan konferansta galip Avrupa devletleri Arap topraklarını Osmanlı Devleti’nden kesin olarak kopardılar. Manda sistemine göre Milletler Cemiyeti Irak ve Filistin’i İngiltere’ye verdi. Suriye’nin büyük kısmı Fransa’nın sömürge idaresine geçti.
Çerkes göçmenleri Osmanlı hükümetine boyun eğmeyen topluluklarla bu şekilde mücadeleye girişti. Küçük adacıklar halinde Suriye’nin sınır bölgelerine dağıtılan Çerkesler, komşu halklarla hiç bitmeyen silahlı çatışma içinde yaşadıklarından hükümetin askeri dayanağı olmak zorunda kaldılar.

Yahudilere Karşı Çerkezler

1948 yılındaki Arap - İsrail Savaşı’nda Arapların geri çekilmelerine karşılık Çerkezler, Suriye yönetiminden izin isteyerek Cevad Anzor liderliğinde özel bir birlik oluşturarak Yahudilere karşı savaştı. Savaşta 200’ün üzerinde şehit verdiler. İşgal edilen toprakları geri alıp Suriye yönetiminin emrine vermelerine karşılık Arapların direnmemesi sonucu bu topraklar tekrar İsrail’e geçti. Bu savaşta büyük yararlılıklar gösteren Çerkezlerin özel birliği daha sonra dağıtıldı. Bu olaydan sonra Çerkezler devlet idari yapısı içinde yer almaya başladılar.

1967 Savaşı’nda İsrail’in, “Çerkeslerin başkenti” denen Kuneytra’yı da içine alan Golan’ı işgal etmesiyle, bölgede yaşayan 25.000 Çerkesin çoğu Şam yakınlarındaki yerleşim birimlerine, bir kısmı da ABD’ye göç etti.

1960’lı yıllarda Suriye’deki Çerkezlerin toplam nüfusu 38 bine geriledi. Bu yıllarda Halep Hanasır’da yerleşen Kabardeyler, Mumbuş’da Abhazlar, Humus Tel Amıri, Tılil, İnnnasır ve Anzat’ta Abzahlar, Aynil Hamra’da Çeçenler, Derfur’da Dağıstanlılar, Şam’da mahalle kuran diğer Çerkezler, hastalıklar nedeniyle büyük nüfus kaybına uğrayınca yeniden Kuneytra’ya, diğer soydaşlarının yanına sığındı.

Kuneytre’deki başlıca Çerkez köyleri, Mansura (Abhaz, Bjeduğ), Mudariye (Kabardey) Selmaniye (Bjeduğ), Enzivan, Mumsiye, Biracem, Berika, Cueyza (Abhaz), Hışniye (Kabartey), Fahan (Oset-Abaza). Suriye’deki Adigelerin çoğu Abzah olmakla birlikte Bjedug, Sapsıg, Hatıkoy da bulunmakta.

Kafkasya’yla ilişkiler

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Suriye’nin Sovyetler Birliği’ne yakınlık göstermesi sonucu, Çerkezlerin Kafkasya ile ilişkisi özellikle 1960’lı yıllarda artış gösterdi. Çerkeslerin anavatanları Kafkasya’ya geri dönme istekleri kamçılanınca, Sovyet Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nden bir temsilci ve bir grup, konuyla ilgilenmek üzere Suriye’ye geldi. O dönemlerde Çerkezler, anayurttan çok sayıda kitap, dergi ve kaset getirttiler. Fakat Çerkeslerin Kafkasya’ya topluca geri dönmeleri yolundaki istekleri olumlu karşılık bulmadı. Burada Suriye yönetiminin engelleme de bulunduğu belirtilmektedir.

Kültürel Yaşam

1920’li yıllarda sınırlı sayıdaki Çerkes aydını, milli kültürün canlanması yolunda önemli girişimlerde bulundu. Çoğunluğu Kunaytre’de olmak üzere Çerkesce eğitim veren 40’ın üzerinde Çerkes İlkokulu açıldı. Daha sonra 1928 yılında Şam’da Çerkesce (Latin alfabesi kullanılarak), Arapça, Fransızca olarak haftalık Marc Gazetesi çıkarılmaya başlandı. Bu çalışmaları yürüten aydınlar, Suriye hükümetince politik ve ideolojik davrandıkları gerekçesiyle sorgulandı ve Çerkes okulları, Kuneytre’deki Çerkes Yardımlaşma Derneği ile Marc Gazetesi kapatıldı.

Halen Suriye'nin başkenti Şam'da Çerkes Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği faaliyet göstermektedir. Dernek Başkanı Suriye Milletvekili Dr. Şeref Abaza dernekleriyle ilgili şu bilgileri veriyor: "Derneğimiz, 1948'deki Arap-İsrail savaşı sırasında yetim kalan çok sayıda çocuğa yardım edebilmek için kuruldu. Dernek zamanla genişleyerek, kültürel ve sosyal aktiviteler de düzenlemeye başladı. Dernekte, Çerkez kültürünü ve dilini korumaya çalışıyoruz. Suriye'deki fakir Çerkez ailelere yardım ediyoruz ve her ay düzenli maaş veriyoruz. Derneğimizin içinde bir çocuk okulu var ve burada, 3 ila 5 yaş arası çocuklara Çerkez kültürü ve dili ile ilgili dersler veriliyor."

Suriye’deki Etnik Yapı Ve Çerkesler

2004 yılı tahminlerine göre, Suriye nüfusu yaklaşık 18.016.874 kişidir. Suriye’nin etnik ve dini yapısı çeşitlilik arz etmektedir. Çerkesler küçük gruplardan biridir. Etnik yapının dağılımı şöyledir: % 18 Kürt, % 6 Ermeni, % 2 Türkmen, % 4 Rum ve Yahudi, % 1,5 Çerkez, % 2,5 Dürzi, % 65 Arap ve diğerleri.

Dini yapı: % 12 Alevi, % 3 Dürzi, %2 İsmaili, % 14 Arap-Hiristiyan, % 68 Sünni -Müslüman ve diğerleri.

Kaynakça:
- A.V. Kuşhabiyev, Suriye’deki Çerkes Topluluğunun Tarihinden, Adıgi, Kültür-Tarih Dergisi-Mıyekuape (Maykop) Sayı:3, 1991, Çeviren: Murat Papşu, Yedi Yıldız Dergisi, 1994, Yıl:1, Sayı:4 Sayfa:18-19-20-21
- http://www.kerkuk.net/tr, Dünya Gündemi 07.11.2005
- http://www.nartajans.net
- http://heartoforient.blogspot.com
 
Logged
10 Eylül 2008, 15:55:43
Üye Bilgileri
camav
datssi
******
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 516
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

Suriye'de ki Kafkaslılar ile ilgili nerelerde bulunduklarına dair bir belge

http://www.kafkasfederasyonu.org/tarih_cografya/diasporada_cerkesler/suriye_cerkesleri.htm
Logged
18 Kasım 2008, 12:07:17
Üye Bilgileri
camav
datssi
******
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 516
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

Suriyedeki Çerkesler

Çerkes Memlukları döneminde Mısır’ın hakimiyeti altında bulunan Suriye’deki garnizonlarda önemli sayıda Çerkes bulunuyordu; varlıklarını Osmanlı döneminde de sürdürdüler. Ancak Suriye’de bugün Çerkes diasporasını oluşturanlar 19. yüzyılda, büyük sürgünde buraya gelenlerin torunlarıdır.

Suriye olarak anılan topraklar o dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun Suriye (Şam), Halep ve Beyrut vilayetlerinden, Musul vilayetinin bir kısmından, Kudüs ve Lübnan sancaklarından oluşuyordu. Suriye (Şam) vilayetine bugünkü Suriye ve Lübnan’ın bir kısmı ile Ürdün dahildi. Halep vilayeti bugünkü Suriye’nin kuzeyi ile şimdi Türkiye sınırları içinde bulunan Urfa sancağı, Antep ve İskenderun kazalarından oluşuyordu. Musul vilayetine bağlı Deyr-ez-Zor mutasarrıflığına bugünkü Suriye’nin doğusu dahildi. Kudüs sancağı Filistin’in güneyini, Lübnan sancağı da bugünkü Lübnan’ın iç dağlık bölgelerini kapsıyordu.

Çerkeslerin Suriye’ye yerleşmesi Kafkasya’dan doğrudan ve Balkanlar’dan olmak üzere iki aşamada gerçekleşti. 1860 ortalarında Kafkasya’dan gelen ilk gruplardan biri Suriye’nin kuzeyine, Maraş sancağına yerleştirildi ve bunlara Ermenilerin yaşadığı Zeytun bölgesini ‘gözetme’ görevi verildi. 1881’de Maraş sancağında 6 köyde 800 Çerkes aile yaşıyordu[1].

1865-1866 yıllarında Suriye’nin doğusundaki Rasul-Ayn bölgesine ve Diyarbakır sancağı sınırına, yakınlarındaki Bedevilerin ve Kürtlerin baskınlarını durdurmaları için küçük gruplar halinde 13.648 Çeçen yerleştirildi. Birçoğu yerel çatışmalarda ve çeşitli hastalıklar yüzünden öldü, bir kısmı da başka bölgelere göç etti. 1880’de Rasul-Ayn çevresinde yaklaşık 5 bin Çeçen kalmıştı.[2]

1872 yılında Hama ve Humus şehirleri yakınına ve Havran sancağında bulunan Golan Tepeleri’ne yaklaşık 1000 Çerkes yerleştirildi. Yaşlıların aktardığına göre, önce gemiyle Samsun’a, oradan Uzunyayla’ya gelmişler, daha sonra da Suriye’ye geçmişlerdi.

Çerkeslerin Suriye’ye esas yerleşimi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ve sonrasında Osmanlı’nın Balkan topraklarından oldu. Osmanlı Hükümeti, Berlin Antlaşması’na göre Balkanlar’dan çıkarılan Çerkesleri Anadolu’ya, Suriye’ye ve Filistin’e yerleştirdi.

Çerkes göçmenlerin bir kısmı Bulgaristan ve Romanya’nın Karadeniz limanlarından gemiye binerek boğazları geçiyor, bir kısmı da karayoluyla Yunanistan’ın Ege kıyılarına ulaşıyor, oradan gemilere binerek Akdeniz’in doğu limanlarına iniyordu. Sonra da karayoluyla Suriye’nin iç kesimlerine geliyorlardı.

1878 ilkbahar başlarında Suriye kıyılarına göçmenleri taşıyan gemiler gelmeye başladı. Fransa konsolosunun bildirdiğine göre Mart başında Beyrut limanına 1000 Çerkes indi.[3] Halep’teki Rusya konsolosundan İstanbul’daki elçiliğe gönderilen bilgilere göre Mart 1878’de İskenderun’a Kafkasya ve Kırım’dan gelen 20 bin göçmen indirilmiş, üçte biri hastalıklardan ve yokluktan ölmüş, kalanlar da ya İstanbul’a dönmüş ya da ne olduklarından haber alınamadan çöllerde kalmışlardı.[4] Bu göçmenlerin içinde Çerkesleri, daha önce Bulgaristan’ın Adliye kazasında yaşayan Abzehler oluşturuyordu.[5] Onları Halep vilayetine yerleştirdiler. Aynı sıralarda yine Balkanlardan gelen bir grup Havran sancağında Golan tepelerine yerleştirildi. 1878 Eylülünde Suriye’nin değişik limanlarına çıkan Çerkeslerin sayısı 45 bine ulaşmıştı. Onların ve Selanik’ten gelmesi beklenenlerin Nablus çevresine yerleştirilmesi planlanıyordu.[6] Şam ve Halep şehir merkezlerine de az sayıda Çerkes yerleşmişti. 1878’de Bulgaristan’dan gelenler tarafından Şam’da küçük bir mahalle kurulmuştu.

Çerkesler Suriye’de en yoğun olarak, askeri hat şeklinde Golan tepelerine yerleştirildiler. Hat Dürzi bölgelerinin karşısında uzanıyor ve Bedevi kabileleriyle bir tür sınır oluşturuyordu. 13 köy 4 ila 17 km. arayla idare merkezi Kuneytra çevresine yerleştirilmişti.

1877-78 savaşından sonra Rusya’ya geçen Batum ve Kars bölgelerinden de buralara küçük Çerkes grupları gönderildi. Kafkasya’dan doğrudan gelen göçmenler de oluyordu. Çerkes göçünün temposu 1880’lerin başında düşmeye başladı.

1878-1880 yıllarında Suriye’ye yerleşenlerin tam sayısını tespit etmek zordur. Yönetim tarafından kayıtları tutulmadığı gibi büyük bir nüfus da göç sırasında ve yerleştikten sonra ölmüştür. Rusya konsoloslarının verilerine göre, anılan dönemde 45.000’den fazla Çerkes göç etmiştir. Daha önce gelenlerle birlikte Suriye’deki Çerkeslerin sayısı 70.000’e kadar çıkmıştır.

1880’lerin sonunda göç azalsa da hala devam ediyordu. Hem çevrelerindeki aşiretlerle çatışmalar hem de toprakların verimsiz oluşu nedeniyle göçmenler daha toparlanamamıştı. 1888’de 10 yıllık vergi ve askerlik muafiyeti sona erdi ve bu hala yerleşemeyen göçmenler için ağır bir darbe oldu; ayaklanmaya kadar varan karışıklıklar çıktı. İstanbul Muhacir Komitesi Suriye’deki makamlara Çerkeslerin yerleştirilmesi için gerekli masrafları komite hesabından karşılama yetkisi vermişti. Fakat göçmenlerin yerleşimini düzenlemek, para, tahıl, hayvan, iş aleti sağlamak ve konut yapımında yardımcı olmak için Şam’da bir yardım komitesi hükümetin emriyle ancak 1902 yılında kurulabildi. Fakat verilen paranın ve yardımın azlığı, çorak topraklara yerleştirilmeleri gibi nedenlerle komitenin varlığı da Çerkeslerin sorununu çözemedi.

1904 Şubatında Şam valisi Nazım Paşa vergi toplayabilmek için Havran’da sayım yaptırmak istedi. Çerkesler bunu kabul etmedikleri gibi kendilerine Maan bölgesinde tarıma uygun toprak verilmesini istediler. Nazım Paşa itaat etmeyen Çerkeslerin Kafkasya geri gönderilmesi için Rusya konsolosluğuna başvurdu, fakat iki devlet arasında göçmenlerin dönüşünü yasaklayan bir anlaşma olduğu için bundan vazgeçmek zorunda kaldı. Eylül 1905’te görüşmeler için görevlendirilen Çerkes asıllı Hüsrev Paşa uzun ve sert tartışmalardan sonra soydaşlarını itaatsizlikten vazgeçmeleri ve bir süre daha yerlerinde kalmaları için ikna etti[7].

Suriye’ye göç 1920’lere kadar sürdü. Son grup Çerkes göçmeni İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra geldi. Bunlar çoğunlukla Almanlara esir düşen ve savaştan sonra Kafkasya’ya dönmeyen Kızılordu’nun eski askerleri ile 1942’de Kuzey Kafkasya’nın Nazi Almanyası tarafından işgalinde Alman ordusuna alınan gençlerdi.

Komşu aşiretlerle çatışmalar, toprağın verimsizliği gibi nedenlerle 1920’lere kadar Çerkes nüfusun yer değiştirmesi devam etti. Bazı gruplar Suriye dışına göç ettiği gibi daha elverişli topraklar arayan bazıları da Suriye içinde yer değiştirdi; küçük yerleşimler büyüklerle birleşti. Örneğin, Şam’da bulaşıcı hastalıkların kurbanı olanlar Kuneytra’daki soydaşlarının yanına yerleştiler. Nüfusun bu hareketliliği ve yüksek ölüm oranı nedeniyle sayı tam olarak tespit edilemese de Çerkes nüfusunun o yıllarda belirgin şekilde azaldığı görülmektedir.

Şam’daki Rusya konsolosu danışmanı Zuyev’in verdiği bilgilere göre, 1904 Şubatında Suriye vilayetinde 36.690 kişiden oluşan 6065 Çerkes aile yaşıyordu[8]. 30 ve 40 bin sayılarını veren kaynaklar da vardır. Ancak en doğru veriler Suriye’de 1920’de Fransız manda rejiminin kurulmasından sonra elde edilenlerdir. Fransız araştırmacı de Pru, 1930’ların ortasında Suriye topraklarında 25 bin civarında Çerkesin yaşadığını düşünüyor[9]. 1935 yılında Fransız manda yönetiminin yaptığı Çerkes nüfus sayımının sonuçları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. (Bir ailede 5-8 kişi üzerinden yapılan hesapla, o dönemde Suriye’de yaklaşık 25 bin Çerkes olduğu sonucuna varılabilir):



Yerleşim Yeri Hane Sayısı Etnik Yapı
Halep - Halep şehri 100 Kabardey,Abzeh
Cebel-Sman Hanasir köyü 100 Kabardey
Minbec Minbec köyü 400 Abzeh
Azaz Ayn Dahan k. 15 Abzeh
İskenderun Antakya Bedriguan k. 35 Abzeh
Kırıkhan Rihaniya köyü 120 Abzeh
Yenişehir köyü 95 Abzeh
Harran köyü 60 Abzeh
Deyr-ez-Zor Salahiya mah. 20 Çeçen
Rakka köyü 100 Kabardey, Çeçen
Ras el Ayn k. 70 Çeçen
Kara köyü 50 Çeçen
Safih köyü 80 Çeçen
Tel Ruman k. 10 Çeçen
Hama Mireic Eddar k. 50 Bjeduğ
Tel Snan k. 120 Bjeduğ, Abaza
Tel Adda k. 60 Bjeduğ
Deyl el Acel k. 50 Kabardey
Cessin k. 30 Dağıstanlı (Avar)
Humus şehri 50 Dağıst. (Avar, Lezgi, Kumuk)
Ayn Zat k. 180 Bjeduğ
Tel Amri k. 150 Bjeduğ
Abu Hamama k. 30 Bjeduğ
Asil köyü 60 Bjeduğ
Deyr Fur k. 160 Dağıstanlı
Tlil k. 50 Bjeduğ
Şam Şam Muhacirin mah. 60 Bjed., Kab., Abzeh
Marj Sultan k. 70 Abzeh
Boydan k. 30 Karaçay, Balkar
Bley k. 150 Karaçay, Balkar
Havran Kuneytra Kuneytra şehri 400 Abzeh, Kabardey vd.
Mansura k. 120 Bjeduğ, Abzeh
Ayn Zivan 150 Abzeh
Mumsiya k. 50 Abaza
Cuveyza k. 100 Abzeh, Kabardey
Breyka k. 150 Abzeh
Bir Acam k. 70 Bjed., Kab., Abzeh
Surman k. 120 Bjeduğ
Koçniya k. 150 Kab., Abzeh, Abaza
Faham k. 20 Abzeh
Fazara k. 10 Oset
Hamidiya k.[10] 30 Kabardey
Ayn Surman k. 30 Kabardey
Ruhina k. 25 Abzeh
Sandaniya k[11]. 10 Çeçen
Farac k. 14 Oset
Alavitı Ceblya k. 50 Bjeduğ
Arab el Mülk k. 20 Bjeduğ
Sukass k. 15 Bjeduğ
Toplam 4039

Osmanlı makamları Çerkesleri idari görevlere ve başta inzibat gücü olmak üzere askeri hizmete almaya başladılar. Önce Amman çevresinden, başında Kumuk Mirza Vasfi’nin bulunduğu 300 kişilik bir süvari bölüğü kuruldu. Kuneytra, Halep, Ceraş ve Kerake’de de aynı şekilde birlikler oluşturuldu. Suriye’nin doğusuna ve Diyarbakır vilayetine yerleştirilen Çeçenlerden kurulan, başında Şamhalbek Tsug’un bulunduğu 1000 kişilik süvari alayı Diyarbakır şehrine yerleştirildi. Görevleri halktan vergi toplamak, yolları korumak ve hükümete itaatsizlik eden aşiretleri gözetim altında tutmaktı.

Çerkes atlı birlikleri asi Bedevi aşiretlerine karşı ve Dürzi isyanlarının bastırılmasında kullanıldı. 1893 ve 1910 yıllarında Kerake şehrinde çıkan isyanın bastırılmasında etkili oldular. Kendilerine düşmanca davranan farklı etnik topluluklar içinde küçük gruplar halinde yerleştirilmiş Çerkesler için Osmanlı askeri gücünde yer almak bir tür zorunluluktu.

1920’lerde, Suriye’nin Fransa mandası altında bulunduğu dönemde Çerkesler bu kez iç düzeni sağlayan süvari birlikleri olarak Fransız yönetiminin hizmetindeydiler. Bu dönemde Çerkes aydınları Emin Semguğ önderliğinde kültürü canlandırma çalışmalarına başladılar. Çoğu Kuneytra bölgesinde bulunan 40 kadar okul açıldı. 1928’de Arapça, Fransızca ve Latin harfleriyle Çerkesçe olarak yayınlanan haftalık "Marc" gazetesi çıkmaya başladı. Fakat 1936’da Fransız manda yönetimi sona erince Suriye hükümeti okulları, gazeteyi ve açılan yardımlaşma derneğini kapattı.

Fransızlar gittikten sonra Çerkesler için durum daha kritik hale geldi. Arap milliyetçiler Çerkesleri Fransız işgalcilerle işbirliği ile suçlayarak Çerkes karşıtı bir kampanya başlattılar. Fransız birliklerinde görev yapanlar ve kültür adamları Suriye’yi terk etmek zorunda kaldılar.

Kasım 1947’de Filistin iki devlete bölününce Suriye ve İsrail birlikleri arasında çatışmalar başladı. Çerkesler, daha sonra Ürdün hava kuvvetleri komutanı olan İhsan Şurdum liderliğinde gönüllü birlikler oluşturarak Filistin’de savaşa katıldılar. 1948-49 yıllarında Arap-İsrail savaşına Çerkeslerin gönüllü ve etkili katılımı Araplar ile Çerkesler arasındaki ilişkilerin düzelmesini sağladı.

Savaştan sonra Suriye’de art arda meydana gelen askeri darbelerde savaş yeteneği ve disiplini yüksek Çerkes birlikleri etkin rol oynadılar.

1960’ta Suriye Çerkeslerinin nüfusu 38 bine düşmüştü.

1967 Haziran’da başlayan Arap-İsrail savaşı Suriye Çerkes toplumunun sosyo-ekonomik ve siyasi durumunda büyük değişikliklere yol açtı. İsrail’in Suriye’ye ilk ve en büyük darbesi Çerkeslerin çoğunun yaşadığı Golan tepelerinden geldi. O sırada Kuneytra’da ve çevresindeki köylerde 16.000 Çerkes yaşıyordu[12]. Kuneytra ayrıca Suriyeli Çerkeslerin kültürel merkezi sayılıyordu. Uçak ve tankların desteğinde ilerleyen İsrail birlikleri karşısında büyük kayıplar veren Suriye ordusu geri çekilirken Çerkesler umutsuzca direndiler. İsrail birlikleri 9 Haziran’da Kuneytra’yı aldılar; şehri ve çevresindeki Çerkes köylerini tamamen yaktılar. Golan’ı terk etmek zorunda kalan Çerkesler, Suriye Çerkes Yardımlaşma Derneği tarafından Şam’da geçici olarak okullara ve hastanelere yerleştirildiler. Bu dönemde gençlerden bir grup Kafkasya’ya dönmek için kampanya başlattı. 3000 kişi adına SSCB elçiliğine başvuruda bulunuldu, fakat Sovyetler Birliği’nin Çerkesleri hemen kabul etme imkânının olmadığı ve isteklerinin daha sonra değerlendirileceği cevabı verildi.

Çerkes mültecilerin durumuyla ABD hükümeti ilgilendi. Golan’daki topraklarından vazgeçmeleri karşılığında isteyenlerin ABD’ye, çoğu İkinci Dünya Savaşı mültecisi olan Kuzey Kafkasyalıların yaşadığı New Jersey - Paterson şehrine yerleşmesi teklif edildi. İlk grupta ABD’ye bin kişi yerleşti. Suriyeli Çerkeslerin ABD’ye peyderpey göçü o zamandan beri devam ediyor. Mültecilerin bir kısmı Ürdün’e, diğer Arap ülkelerine veya batı Avrupa ülkelerine göç etti. Suriye’de kalanlar ise Şam ve civarına yerleşti.

Suriye’de bugün 30 bin civarında Kafkas göçmeni bulunuyor. Çoğunluk Şam ve çevresinde, bir kısmı Suriye’nin kuzeyindeki Halep ve Minbec şehirlerinde ve çevresindeki köylerde, bir kısmı da Humus, Hama ve yakındaki 8 köyde yaşıyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Suriye ve Sovyetler Birliği arasında gelişen iyi ilişkiler sayesinde Suriyeli Çerkesler Kafkasya’da yaşayan soydaşlarıyla ilişkilerini geliştirme imkanı buldular. Özellikle 1960’lar parlak dönemdi. Kafkasya’dan çok sayıda kitap, gazete, dergi, kaset vb. getirildi. Suriyeli Çerkesler genel olarak kültürlerini ve kimliklerini korusalar da az ve dağınık nüfusları, Suriye hükümetinin kültürel haklar konusunda cimri olması gibi nedenlerle son yıllarda dil ve kültürlerini kaybetme tehlikesini daha fazla hissediyorlar.


Murat Papşu
Kaynak: Anzor Kuşhabiyev; Çerkesı v Sirii (Suriye’deki Çerkesler). Nalçik 1993.

[1] AVPR. F. İstanbul Elçiliği. Op. 517 (2). D. 1127. L. 53.
[2] AVPR. F. İstanbul Elçiliği. Op. 517 (2). D. 804. L. 18
[3] İzzet Aydemir; Göç. Kuzey Kafkasyalıların Göç Tarihi. Ankara 1988. S. 150.
[4] AVPR. F. İstanbul’daki Rusya Elçiliği. Op. 517 (2). D. 1125. L. 20.
[5] Aynı yerde.
[6] Aynı yerde. L. 34, 70.
[7] AVPR. F. Politarhiv. Op. 482. D. 762. L. 52.
[8] AVPR. F. Politarhiv. Op. 482. D. 760. L. 18.
[9] de Proux. Les Tcherkesses. // La France Méditerranéene et Africaine. Paris, 1938. Fasc. 4. P. 46.
[10] Hamidiya 1903 yılında Kabardey Çerkesleri tarafından kuruldu. Zamanla terk edildi ve Araplar yerleşti.
[11] Sandaniya Çeçenler tarafından kuruldu, fakat sonradan Araplar yerleşti.
[12] Zakariya Ahmed Vasfi. Ar-rif as-Suri. Şam 1957. s. 480-484. (Suriyeli coğrafyacı Zakariya Ahmed’in verilerine göre 1950’lerin ortasında Kuneytra şehrinde ve çevresindeki 12 köyde 14.161 Çerkes yaşıyordu.)
     
Logged
26 Mayıs 2011, 20:29:37
Üye Bilgileri
Dagli
datssi
******

Mesaj Sayısı: 455
Nerden: Diğer

Offline
« Yanıtla #3 :»

Logged

Чохьол эбел г1адин эркенлъи бокьа.
Цинги г1умруги бук1ине буго гьайбатаб.
Биччанте месед. Бечелъиялъ нуж гуккич1ого
рук1ине. Сундасаго ц1ик1к1ун рокьа.
Г1азуца т1огьал рацарал нек1сиял муг1урул.
Къеркье эркенлъиялъе г1оло.
Рух1 кьун ц1уне гьеб. Гьеб гьеч1они,
Мискинал Маг1арулазе г1умроги.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Dagistanlilar Forumu
Ay ığı by rallyproco | Powered by SMF 1.1.15.
© 2007, Simple Machines. All Rights Reserved.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!